Termodinamik | Ağustos-2022 | Sayı: 360

Satın aldığımız kompresör miktarı Dunham Bush’un dikkatini çekince temsilcilik vermek istiyor. Ancak, 1989 sonrasında Dunham Bush’un vidalı soğutma gruplarının satışına başladık. Yine bu dönemde, 1990’da babamla gittiğimiz bir fuarda Almanya Wolf’ten klima santralı temsilciliği aldık. Türkiye’de Klima santrali alanında çok güzel işler yaptık… Biz Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde, pek çok farklı firma ile temsilcilik anlaşması yaptık. Ülke ve firma kültürleri arasındaki farklılıkları bizzat yaşayarak öğrendik. Örneğin bizim için önemli bir proje olan Atatürk Barajı’nda hem Dunham Bush, hem de Wolf ürünleri için verdiğimiz teklif kabul edilmişti. Sadece DSİ şartnamesinde, santrallerin beyaz boyalı olması isteniyordu. Santral kısmı teklifin 1 milyon Mark’lık bir bölümünü oluşturuyordu ve o zaman için bu büyük bir meblağ idi. Wolf ise santrallerini kavuniçi renginde teslim ediyordu. Boyahaneleri olduğunu biliyoruz, beyaz boyalı teslimat istedik, “yapamayız” dediler ve teklifi onaylanan işi başkasına verdiler. Bir zamanlar ürün katalogları bilgi kaynağı ve ürün geliştirmenin rehberiydi Babam her zaman yeniliklere, yenilikçi yaklaşımlara çok meraklı oldu. Bugünkü “girişimcilik” tanımının o dönemdeki haliydi. Sürekli yurtdışı fuarlara giderdi. Yabancı dil avantajım dolayısıyla ben geldikten sonra yurtdışı işleri daha çok benim sorumluluğuma aktardı. Yurtdışı fuarlara birlikte giderdik. Onun bir standardı vardır; bir fuara girmeden önce fuarın planını alır bakar, rotayı belirler, fuarın bir ucundan gireriz, tüm koridorları atlamadan gezerek fuarın diğer ucundan çıkarız. Avrupa’da Amerika’daki devasa fuarları düşünecek olursak, bunun ne denli efor gerektirdiğini de anlamak kolaylaşır. Ama o dönem internet yok, bilgiye ulaşım için kaynak kataloglardı. Bir firmaya posta yoluyla yazışma yaparak katalog talep ederdiniz. 15 günde bu yazışma Almanya’ya gider, onlar 15 günde gönderiyi hazırlar, bir 15 gün de bize ulaşması sürerdi. Eğer PTT’de kaybolmazsa 45 güne kadar size ulaşırdı. Oradan bir cihaz seçip, yine aynı posta süreci ile yazışarak teklif almak isterseniz, 30 gün sonra teklif size ulaşmış olurdu. Fiyatı beğenmeme şansınız yok zaten. İndirim isteseniz bir 45 gün daha kaybederdiniz. Bu nedenle fuarlara gitmenin bir önemli amacı da katalog toplamaktı. Bu nedenle mutlaka boş bir bavulla gidilir ve tıka basa doldurulurdu. THY’ye fazla kilogram ücretleri ödenirdi. Ofiste bir oda, sadece katalog odasıydı. Tüm kataloglar, tasnifli bir şekilde sıralanırdı. İmalat yapacaksanız o ürün grubundaki kataloglara, çizimlere bakar “esinlenirdiniz”. Türkiye’de iklimlendirme sektörünün gerçek anlamda hareketlendiği 1990’lı yılların başlarında, tüm imalatlar böyleydi. Hiçbir firmanın Ar-Ge Grubu yoktu, o zamanlar sertifikasyon diye bir konsept de yoktu. Ar-Ge çalışmalarının esin kaynağı; kataloglardı. Türkiye’de iş yapmak ve başarılı olmak kimsenin küçümseyemeyeceği bir başarı Türkiye belki de iş yapılacak en zor ülkelerden biri. Krizlerle sınandığımız, krizlerle öğrendiğimiz, ayakta kalma mücadelesinin sürekli yaşandığı bir ülkedir vatanımız. Dolar aslında çok enteresan bir gösterge. Türkiye’de 1977 yılında Dolar (USD) 17.8 liraydı. Bugün de buna yakın. “Çok iyi, 1977’den beri hiç ilerlememiş, aynı kalmış gözüküyor” diyebilir miyiz? Aradaki tek ve devasa fark; 2000’li yıllarda Türkiye para biriminden altı sıfır attı. Yani bu 17.8 lira aslında 17 milyon 800 bin lira demek. Bir başka deyişle 1977’den bu güne TL, dolar bazında bir milyon kat değer kaybetmiş. Böyle söyleyince akla mantığa sığmıyor. Bilgi; nereden, nereye… Babam çok sosyal bir insan olmasına rağmen topluluk önünde konuşmayı sevmezdi. 1991’de Adana’da Çukurova TERMODİNAMİK • AĞUSTOS 2022 51

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==