Termodinamik | Ağustos-2022 | Sayı: 360

Haberler 40 TERMODİNAMİK • AĞUSTOS 2022 Ekolojik Yaşam Alanlarının Yeni Markası: THE HAB PROJECT ODTÜ mezunu iki mimar olan Süha Afacan ve Berkay Şeşen’in doğayla dost, ekolojik yaşam alanları tasarlama hayali The Hab Project ile hayata geçti. İsmini “Habitat” kelimesinin kısaltılmasından alan The Hab Project, yenilikçi ve modüler ahşap yapı sistemi ile doğaya saygılı, kendi enerjisini üreten, sürdürülebilir yaşam alanları ve deneyimi oluşturarak, tıpkı doğanın kendisi gibi sürekli yenilenebilir ve değişime açık bir sistem olarak tasarlandı. Daha iyi bir dünya için ilham verici ve yenileyici (rejeneratif) habitatlar tasarlamak ve sunmak amacını taşıyan proje, uluslararası antlaşmalarla küresel bir uygulama planı haline gelmiş 17 maddeden oluşan “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”ndan 10 tanesini direkt ve indirekt olarak karşılıyor. Hab projeleri tasarım aşamasından, anahtar teslimine ve sonrasında ise sürdürülebilir kalkınmayı önemseyen bir yaşam tarzının devamlılığını sağlamayı amaçlıyor. Globalde ve Türkiye’de etki yatırımlarının ve fonlarının artması, projenin ön plana çıkartılabilmesi ve geliştirilebilmesi için ek bir fırsat yaratıyor. Türkiye’de İlk Kez Uygulanan Tasarım ve Düzenleme The Hab Project’in en önemli özelliği dünyada var olan farklı prensiplerdeki birçok sistemin yepyeni bir tasarım ve düzenlemeyle Türkiye’de ilk kez bir araya getirilerek uygulanması olarak açıklanıyor. Süha Afacan ve Berkay Şeşen, yenilikçi bir teknolojiyle tüm tasarımları kendilerine ait olan projeyi, bambaşka ve bütüncül bir bakış açısıyla hayata geçirirken, doğayı önemseyen ve teknoloji barından inovatif çözümleri, The Hab Project tasarımlarına ve ekosistemine entegre edilebilecek şekilde düzenlediler. Endüstriyel Ormanların Ağaçları Demir, Beton Kullanılmadan YaşamAlanına Dönüşüyor The Hab Project ile bugüne kadar kullanılan konvansiyonel yapı sistemlerinin dışına çıkıldı. Yaklaşık beş sene üzerinde çalışılan projede, bu işin mühendisliğine çok fazla önem verildi. Klasik projelerde kullanılan beton, çelik ve yığmadan vazgeçilerek, yapısal tüm elemanları ahşap olarak tasarlandı. Bunu da endüstriyel ahşap kullanarak modüler bir tasarımla sağladılar. Endüstriyel ahşap konusunda dünyanın en iyilerinden biri olan Finlandiya ile anlaşma yapıp, sürdürülebilir ormanlardan üretilen ahşapları temin ettiler. Kısaca The Hab Project’in ana taşıyıcı sistemi tamamen ahşap malzemeden oluşuyor. Yapının içerisinde beton, beton türevi, harç, sıva kullanılmıyor. İçerisinde çelik taşıyıcı eleman veya plastik parçalar da bulunmuyor. Ayrıca The Hab Project yapıları, yerle bütünleşik değil. Yerden yaklaşık 60 santimetre yukarıda duracak şekilde inşa ediliyor. Bu sayede yani binanın altını boş bırakarak, diğer canlılar için korunma ve barınma alanı oluşturuluyor. Kullanıcıların özel tercihine göre ise bu alan soyutlanabiliyor. Bulunduğu çevredeki tüm canlıları önemseyerek hayata geçirilmesi The Hab Project için artı bir değer yaratıyor. Toprağa değme konusu yurtdışında çok önemsenen bir faktör. Binanın toprağa değmemesi "Radon Free" olmasını sağlıyor. Çünkü toprağa değen binalardaki en büyük risklerden biri Radonmaruziyeti. Radon topraktan sızan, kokusu olmayan, görünmeyen bir gaz. Topraktan sızıp havayla karşılaştığında yok olan Radon, yapısal elemanlara nüfuz ettikten bir süre sonra kullanım alanlarına da sızıyor. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) yayınladığı rapora göre dünyadaki akciğer kanserinin %15'ine Radon sebep oluyor. Kanserojen etkisi de kanıtlanmış bir gaz olduğu için, bundan korunmanın en iyi yolu, binayı topraktan koparmak olarak gösteriliyor.

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==